Farklı Bir Ankara – 1

Bu değerli yazıyı bizlerle paylaşan Itır Manaz Yüncüoğlu’na çok teşekkürler..

Mayıs 2011

Memleketim ve yaşadığım yer farklı olsa da hayatımın önemli bölümünü geçirdiğim için Ankaralı sayılırım. Oldum olası misafirlerimize Ankara’yı gezdirmek sıkıntılı bir konuydu. Başkentimiz ve 2. büyük şehrimiz olmasına rağmen Ankara’da Anıtkabir, hayvanat bahçesi, Hacı Bayram Camii’nden başka gezilecek pek yer yoktu. Tarih sevenler kale ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne, gençler de Tunalı Hilmi ve Bahçeli 7. cadde’ye giderdi. Pikniğe Bayındır Barajı’na, Ulus’ta da eski TBMM binasına uğrandı mı Ankara biterdi. Ancak son yıllarda durum değişti. Gerek belediyelerin gerekse Ankara sevdalılarının çalışmalarıyla var olan gezi alanları yenilenirken, onlarcası da gün yüzüne çıkarıldı. İnanması güç ama liste hayli uzun, meraklısı içi büyükşehir belediyesinin web sayfasını öneriyorum.

Yaklaşık 3000 yıl önce kurulan Ankara’ya Galatlar bugünkü kalenin bulunduğu kayalık nedeniyle “durduran, yol kesen” anlamında “ANKYRA” demişler. Bu deyim sonraları gemicilikte çapa (anchor) olarak kullanılmış. Ankara’nın bir diğer ismi olan ENGÜRÜ ise bir zamanların bağlık Ankara’sını anlatmak için Farsça “üzüm” demek olan “engür” sözcüğünden türetilmiş. Rivayete göre Ankara’nın kurucusu Frig kralı Gordios ya da onun oğlu Midas’tır. Tarih boyunca birçok farklı kültüre ev sahipliği yapan Ankara 13 Ekim 1923’te başkentimiz olarak ilan edilmiştir.

Son Ankara seyahatimde alternatif bir Ankara gezisine katıldım ve hiç bilmediğim yerleri görme şansım oldu.

HAMAMÖNÜ

Gezimizin ilk durağı tarihi Ankara evleriyle ünlü Hamamönü bölgesi. Altındağ Belediyesi’ne bağlı bu bölge yıllarca harabe bir halde iken son beş senede yapılan çalışmalarla son derece şık, turistik bir yere dönüşmüş. Ev ve sokaklar restore edilmiş ve çeşitli kafe ve hediyelik eşya dükkânlarıyla donatılarak genç-yaşlı, yerli-yabancı gezginler için mutlaka uğranılması gereken bir yer halini almış.

yön tabelası

old house

eski ankara evi

ahşap ev

eski ankara

mor menekşe

sokak

Adını II. Murat zamanında yapılan Karacabey Hamamı’ndan alan bölge, Hacettepe Üniversitesi merkez kampüsünün yanında, Taceddin Dergâhı ve Mehmet Akif Ersoy Evi’nin de bulunduğu yerdir. Hamamönü meydanında restorasyon sırasında yerleştirilen bir saat kulesi ve Mehmet Akif heykeli yer almaktadır.

hamamönü

Milli mücadele yıllarında Mehmet Akif’e ev sahipliği yapan Taceddin Dergâhı, Kanuni zamanında yapılmıştır. Küçük caminin içi ve dışı son derece sade ve şık. Arka bahçeyi gösteren aşağıdaki fotoğrafta bayrağın altındaki çiçekli kısım 2009’da helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden BBP lideri Muhsin YAZICIOĞLU’nun mezarıdır.

musalla taşı

cami

kabristan

Müze haline getirilen Mehmet Akif Ersoy Evi iki katlı ahşap bir Ankara evidir. Üst kata çıkan tahta tırabzanlı merdiven boyunca Ersoy’a ait fotoğraflar bulunmaktadır. Şaire ait kişisel eşyaların sergilendiği bu müze Kurtuluş Savaşı’nda İstiklal Marşımızın yazıldığı yerdir. Evin duvarında İstiklal Marşı’nın eski yazıyla elde yazılmış kopyası yer almaktadır.

mehmet akif ersoy

istiklal marşı

mehmet akif ersoy

Müzeden ayrıldıktan sonra özenle düzenlenmiş Hamamönü’nün popüler yerlerinden Sanat Sokağı’na geliyoruz. 22 tane eski Ankara evinin restorasyonuyla oluşturulan ve sadece sanata hizmet veren bu sokakta, alt katları galeri üst katları atölye olarak kullanılan konaklar var. Eski el sanatlarının yaşatılması amacıyla sanatçılara tahsis edilen bu konaklarda eserlerin satışı da yapılıyor.

parmaklık

hamamönü

osmanlı devletinde kılık kıyafet

Hamamönü sokaklarında dolaşırken insan Osmanlı dönemini anlatan filmleri, belgeselleri hatırlıyor ve başka bir dünyaya gidiyor. Sanki her an kapıdan elinde şemsiyesi, yüzünde peçesiyle bir kadın çıkacak ya da macun satan bir adam kafasında fesiyle köşeyi dönecek gibi geliyor. Ramazan’da düzenlenen eğlencelerle beraber bir başka güzel olduğunu öğrendiğimiz Hamamönü’nden, camileri, yeşil alanları ve el emeği ürünler pazarını da arkamızda bırakarak ayrılıyoruz.

VAKIF ESERLERİ MÜZESİ

İkinci durağımız Ulus. Atatürk Bulvarı’nda yer alan Vakıf Eserleri Müzesi 1927 yılında ilkokul olarak tasarlanan ancak 1941 yılına kadar Hukuk Mektebi olarak hizmet veren binada yer almaktadır. Yıllarca farklı kurumlara ev sahipliği yapan bina son olarak Ankara Müftülüğü’nün de taşınmasıyla 2007 yılından itibaren müze olarak hizmete girmiştir. Müzenin sergi salonlarında Vakıflar Genel Müdürlüğü depolarında muhafaza edilmiş Türkiye’nin bütün yörelerinden toplanmış halı ve kilim örnekleri, şamdanlar, Kur’an-ı Kerimler,  saatler, hat levhaları, eski camilerin kapı-pencere kanatları, vaaz kürsüleri, çini panolar, para keseleri, Kâbe örtüleri ve benzeri eşsiz varlıklar sergileniyor. Müzede en geniş yeri kaplayan kilim ve halılar konservasyon laboratuarında incelenip, temizleniyor ve bakımı yapıldıktan sonra sergileniyor.

Müzeyle ilgili dikkatimi çeken iki şeyden birisi sergilenen şeylerin çoğunun yıllar önce çalınıp yurtdışına çıkarılmış, daha sonra tekrar bulunarak ülkeye teslim edilmiş tarihi eserler olması.  İkinci nokta ise müzede kullanılan teknoloji. Sergilenen eserler çok eski olsa da dokunmatik bilgi ekranlarından, sesli rehber sistemlerine ve aynı alanda daha çok sayıda eseri sergileyebilmek amacıyla kitap sayfaları şeklinde, raylı sistem şeklinde ve çekmeceli dolaplar şeklindeki platformlara kadar kullanılan teknolojinin yeniliği dikkate değer.

anadolu motifleri

ankaradaki müzeler

ankarada gezilecek yerler

ankarada gezilecek yerler

ankaradaki müzeler

CERMODERN

Sıradaki noktamız CerModern. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryollarının millileştirilmesinin ardından 1926-27 yıllarında vagon bakım atölyesi olarak inşa edilen cer atölyeleri 1995’te korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiş daha sonra da restore edilerek bir modern sanatlar merkezi olarak hizmete girmiştir. Cer: Çekme, Cer Atölyesi: Çeken ve çekilen araçlar atölyesi anlamına gelmektedir. CerModern, süreli sergi galerileri, fotoğraf galerisi, müze mağazası, konferans salonu, kafe ve heykel park alanıyla sanatsal çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor.

meydan

modern müze

vagon

İçerisinde yer alan fotoğraf sergisini de gezdikten sonra bahçedeki bir heykel grubumuzda yer alan orta yaşlı üyelerimize tanıdık geliyor. Rehberimizden edindiğimiz bilgiye göre “Su Perileri” isimli bu heykel 1924’te İtalya’dan getirilmiş. Uzun yıllar Tandoğan Meydanı’nı süsleyen heykel bir şekilde kaldırılmış ve 18 yıl depoda bekledikten sonra Cer Modern’in bahçesinde konumlandırılmış.

heykel

Devamı çok yakında… 🙂

Son Aramalar

ankarada gezilecek yerler, eski ankara evleri, ankara vakıf eserleri müzesi, bursada gezilecek yerler, mehmet akif ersoyun evi, ankaranın turistik yerleri, istiklal marşının yazıldığı yer, mehmet akif ersoy evi, taceddin dergahı, vakıf eserleri müzesi, minber, satılık vagon, eski ankara evleri nerede, mehmet akif ersoy, mehmet akif ersoy müze evi, ankaranın doğal güzelliklerini anlatan gezi yazısı, Ankara gezı yazısı, eski ankara evleri fotoğrafları, super vaqon evler com, ankara resimleri, ankaranın doğal güzelliklerini anlatan bir gezi yazısı, osmanlıda giyim, ankara sanat sokağı, ankara tarihi ve turistik yerleri, muhsin yazıcıoğlu mezarı nerede

10 Yorum “Farklı Bir Ankara – 1

  1. jale

    evet evet 😉 en sonunda Ankaramızıda tanıtmaya başladınız.Hamam Önü gerçekten restrasyon çalışmasından sonra çok güzel ve özel bir yer oldu.Genelde üniversite öğrencilerinin zaman geçirdiği ara sırada nargile keyfi için gelen çiftler, gruplar ve sevgililer.HANZADE KONAĞINI tavsiye ederim.iyi eğlencelerr ve dinlenmeler …

  2. Assolist

    Biraz ara verdikten sonra deretepe.net yeni yazıya karşımızda nihayet. Okuyanlara çok teşekkürler, yazanın ellerine sağlık, yorumlarınızı bekliyoruz değerli gezginler:)

  3. Onur

    Yazan, hazırlayan ve yayınlayanın eline sağlık 🙂 Gerçekten de Ankara eskiden pek gexilecek bir yeri olmayan, ağaçsız renksiz bir şehir olarak bilinirdi. Oysa son yıllarda Ankara çok gelişti. Görülecek pek çok nokta var. Artık bu yazı dizisi bize rehberlik eder 🙂

  4. Hüseyin

    Ankara ‘ ya laf yok eskiden de güzeldi şimdiden de güzel 🙂 hiçbir yere değişmeme Ankara ! yı yazının devamını sabırsızlıkla bekliyorummmm…

  5. Assolist

    “Angaralıyık” diyorsun yani Hüseyinciğim! Ay keşke Behzat Ç. dizisine sponsor falan olsaydık bu yazımızla:)

  6. Fatma

    Emeğinize sağlık fotoğraflarla anlatım bütünlüğü bir harika, bir ankaralı olarak gezdiğim bu yerlerinin fotoğraflarda görmek, okumak ayrı bir keyif verdi. Teşekkürler.

  7. Haluk

    Gerçek tarihi yok edilmiş bir semt hamamönü.Geçmiş Tarihi ile ilğisi olmayan sahte konaklar.sadece Kent dekoru.ve Altındağ Belediye si mensupları ile İkdidar yandaşlarının yağmasına uğramış bir semt. Bir tek Ankaralının yaşamadığı ve Ankaralının nasıl yaşadığını anlatılmayan şimdiki adı Hacettepe mahallesi.zaman Bir gün bunları açıklama fırsatı verecek.Kul hakkı tanımayanların devri bittiği zaman.Hamamönünü gerçek Ankaralılardan ve buradan kovulanlardan dinleyin lütfen.

  8. Assolist

    Merhaba Haluk Bey,
    Öncelikle yazımızı okuyup görüşlerinizi paylaşmaya değer bulduğunuz için teşekkür ederim. Bizler gezi ve doğa, tarih ve sanat, müze ve kültür aşkımızı kendi çapımızda gezilerle ve amatör fotoğraflarımızla deretepe.net’den sizlerle paylaşmaya çalışıyor ve karşılıklı öğreniyor-gelişiyoruz. Yorumunuz dikkat çekici, bu da farklı bir bakış açısı. Biz gezerken oradaki insanlardan, tabelalardan, kitaplardan sonra da internetten araştırıyor ve bilgilerimizi derleyip burada paylaşıyoruz. Hiç bir zaman olayların arka yüzünüzü bilemeyiz ve bunu araştırmak da bu sitenin amacının dışında kalır. Böyle bir şeye ancak saklanan tarih, devletin eli, derin mevzular, madalyonun arka yüzü ve benzeri bir site hazırlarsak kalkışabiliriz. Konakların sahteliğinden ne kastettiğinizi tam bilmiyorum ancak benim girip gezdiklerimin hepsinin içi gayet orijinal görünüyordu. Sanat tarihçi değilim, garanti veremem. Yıkık, dökük, çatısı akan, merdivenleri kırık, zemini sakat bir yapı kullanılacak veya sergilenecekse mutlaka bir restorasyondan geçecek, yoksa tepemize çöker. Buranın gerçek sahiplerini, eski Ankaralıları ve nasıl yaşadıklarını bilmem mümkün değil, zira buna yaşım müsade etmez. Ancak maalesef ülkemizde birilerinin bir şeyleri rant için, kendi menfaati için ve karşı tarafı düşünmeden yaptığı durumlar o kadar çok ki söyledikleriniz doğru da olabilir, şaşırmam. Bu durumda gezi yazarı olarak bana düşen gördüğüm beğendiğim yerleri topladığım bilgilerle insanlara anlatmak ve kıymeti bilinsin, kaybolmasın, ölmesin diye insanları da gitmeye teşvik etmek. Diğer taraftan da sizin gibi okurlarımıza ve sizin tabirinizle gerçek Ankaralılara düşen görev ise hakkınız yedirmemek, örgütlenmek, sesinizi daha doğru mecralarda duyurmak ve başkaları gelip de elinizden almadan sahip çıkmak, yenilemek, düzeltmek, yaşatmaktır. Son olarak iddialarınızla ilgili ayrıntılı bilgi edinebileceğim birkaç kaynak da gösterirseniz, şahsi merakımı gidermem açısından memnun olurum. Tekrar teşekkür eder, bundan sonra gerçek tarihimizin yok edilmediği, kimseden zorla bir şeyin alınmadığı, herkesin hakkına sahip çıkıp yaşattığı yerlerin yazılarında görüşünceye dek esenlikler dilerim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir